Dünyayı gezerken bizi takip edin, maceramıza ortak olun !

TAYLAND: Bangkok Gezi Rehberi

By 4:15:00 AM ,

Dünyanın en çok turist alan şehirlerinden, nüfusu 8 milyonu geçmiş Tayland’ın başkenti Bangkok’tan bahsedeceğiz bu yazımızda. Yazımıza komik bir bilgi ile başlayalım :) Bangkok’un Tayca adı ‘Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Yuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit”tir’. Nasıl ama? :) Biri size nereye seyahat ediyorsun diye sorarsa cevap vereceğinize seyahatten vazgeçmenize sebep isim :D Tabi ki kimse bu ismi kullanmıyor, yerliler Bangkok’a kısaca Krung Thep yani Melekler Şehri demeyi tercih ediyorlar. 
Bangkok 1782 yılında Kral 1. Rama tarafından kurulmuş. Şehir birçok Budist tapınağına ev sahipliği yapıyor, su kanallarındaki pazarlar ve gece hayatı ile de ilgi çekiyor. Kısaca tarif edin derseniz sıkça göze çarpan masaj salonları, köri kokuları, tropik meyve tezgahları, sokak yemekleri, tuk tuk taksileri ve gösterişli tapınakları ile Uzak Doğu kültürünü zaman zaman hissettiren, görkemli klimalı alışveriş merkezleri, geniş caddeleri, trafiği, kalabalığı, lüks otelleri ve gökdelenleri ile zaman zaman unutturan bir metropol diyebiliriz. Phuket tatilinden sonra Istanbul’a dönmüşüz hissi vermişti bize :) Yine de Tayland’a gelip de Bangkok’u görmemek olmazdı, ilk defa gidecekler bizce rotaya dahil etmeli.

ULAŞIM

Tayland: Genel Bilgiler yazımızda da bahsettiğimiz gibi biz İstanbul’dan Bangkok Suvarnabhumi havaalanına 9.5 saat süren bir aktarmasız uçuşla ulaştık. Bangkok ile Türkiye arasında 6 saat fark var.
Havalimanından kent merkezine yaklaşık 27 kilometrelik bir mesafe var. Merkeze ulaşmak için metro hattını kullanmak en ucuz ve kısmen hızlı bir yol iken taksiye binmek de çok hızlı ve sizi yormayacak bir seçenek olabilir (10-12 usd). Taksiye binerseniz taksimetrede çıkan rakama ek olarak 50 Baht havalimanı ek vergisi ödeyeceğinizi göz önünde bulundurun. 

Bangkok büyük, sıcak ve kalabalık bir şehirdir. Sakın olan yürüyerek keşfetmeye çalışmayın. Şehir içinde ulaşım aracı olarak taksi, tuk tuk (arkasında sepet olan 3 tekerlekli motosiklet), MRT metro veya geç saatlere kadar açık olan BTS Skytrain (yerden yüksek metro) kullanabilirsiniz. Her iki metronun Sukhumvit, Silom caddesi, Hualamphong ve nehir kıyısına yakın durakları vardır. 


KONAKLAMA

Siam Meydanı, Silom bölgesi, Sukhumvit caddesi, Chao Praya nehri kıyısı ve Khao San Road civarı konaklamak için alternatif bölgelerdir. Chao Praya civarındaki oteller daha lüks ve pahalı iken, Khao San caddesi civarındakiler daha salaş ve uygundur. Biz ne ondan olsun ne bundan dedik ve Siam meydanına yakın Holiday Inn Express Bangkok Siam otelini tercih ettik. Oldukça işlek bir yerde, meydana ve metroya yakın, altında masaj salonu ve Mc.Donalds olan (ne gerek var demeyin olur ya aç kalırsanız :)), temiz, düzgün, kahvaltısı eh işte olan, sırdan bir otel. Sabah çıkıp gece döndüğümüz için otelden fazla beklentimiz yoktu, genel olarak memnun kaldık. 


NE KADAR ZAMAN AYIRMALIYIM?

Bizim rotamızda Phuket ve Kamboçya’nın Siem Reap şehri de olduğu için Bangkok’a 3 gün ayırdık ve fazlasıyla yetti. Bir gün daha ayırıp Bangkok’a 1 saat mesafesinde eski Siem başkenti, antik şehir Ayutthaya da gezebilir veya bir gün eksiltip Phuket ve etrafındaki adalara daha fazla zaman ayırabilirsiniz.   
Bangkok’u gezmeye başlamadan size tavsiyemiz bir harita satın alın çünkü şehir karmaşık ve gezilecek yerler bir bölgede değil, geniş bir alana yayılmıştır. Bangkok Chao Praya nehri ile ikiye ayrılıyor. Nehrin her iki tarafında gezilecek yerler var ancak ağırlık doğu yakasındadır.

GEZİLECEK YERLER

Bangkok’un en çok ilgi çeken noktaları çok sayıda Budist tapınaklarıdır. Bu sebeple biz de gezimize Chao Praya nehri kıyısındaki, Bangkok’un tarihi bölgesi Rattanakosin ile başladık. Eğer vaktiniz kısıtlıysa tapınaklar bölgesinde sadece Grand Palace (kraliyet sarayı) ve içindeki Wat Phra Kaew tapınağını gezebilirsiniz. Burası Bangkok’un 1 numaralı turistik noktası diyebiliriz, o kadar renkli ve gösterişli ki etkilenmemek mümkün değil. 08:30-15:30 saatleri arasında açık ve girişi ücretli (500 baht) olan bu saray sunduğu Tay sanatı örnekleri ile Asya’nın mimari harikalarından biri. Sarayı gezerken elinize bir harita alın ve görmek istediğiniz bölümleri işaretleyin rastgele gezerseniz asıl görülmesi gerekenleri kaçırabilirsiniz. 






Wat Pho (Yatan Budha) tapınağı da bu bölgededir, Grand Palace’dan yürüyerek 5-10 dakikada ulaşabilirsiniz. Wat Pho Bangkok’un en eski tapınağı ve 5 metre yüksekliği ve 46 metre uzunluğunda uzanmış Budha ile en çok ilgi çeken yerleri arasında. Sabah 8 akşam 18 saatleri arasında açık ve giriş ücretlidir (100 baht). Budha’yı görüp geçmek yerine bizce bahçenin tamamını gezmelisiniz emin olun muhteşem fotoğraflar çekeceksiniz :) Wat Pho aynı zamanda Thai masajı eğitimi ile de ünlenmiştir. Yani vaktiniz varsa ister burada masaj eğitimi alın isterseniz masaj yaptırıp yorgunluğunuzu atın.







Wat Arun gezilmesi gereken üçüncü nokta, nehrin karşı tarafında yer alıyor ve feribotla geçmek 2-3 dakikanızı alıyor. 08:30-17:30 saatleri arasında açık. Tapınak 2 ve 3. Rama tarafından 19.cü yüzyılın ilk yarısında yaptırılmış ve çiçek şeklinde düzenlenmiş milyonlarca porselen parçasıyla dekore edilmiştir. Bizim seyahatimiz sırasında Wat Arun restorasyon sebebiyle kapalıydı içine giremedik ama bahçesini gezip kısa bir meyve molası verdik :) Gün batımında harika kareler yakalamak isterseniz nehrin karşı tarafında beklemeniz gerekir. 

Bangkok limanı genişletme çalışmaları sırasında işçilerin bulduğu Wat Traimit (Altın Budha) da ziyaret edilmesi gereken tapınaklar arasında yer alıyor. Dünyanın en büyük altın Budha heykeli 4,5 ton ağırlığında ve 5 metre yüksekliğindedir. Bu tapınak yukarıda bahsettiğimiz bölgede değil, Çin mahallesine yakın konumdadır bu sebeple burayı gezmeyi başka bir güne bırakabilirsiniz. Burası 08:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık. Hualamphong MRT istasyonunda inerseniz tapınağa yürümeniz 5 dakikanızı alır.
Tapınakları gezmeye en az 7-8 saatinizi ayırın, aralarda sıcaktan bunalarak mola da vermek zorunda olacağınızı göz önünde bulundurun. Ayrıca bu bölgeyi gezerken kıyafetlerinize de dikkat etmeniz gerekir kolsuz T-shirt, terlik ve şortla giremezsiniz.
Rattanakosin bölgesini (Kraliyet sarayı, Wat Pho ve Wat Arun) gezdiğiniz günün sonunda Bangkok’un en ünlü caddesi sayılan, yine aynı bölgede bulunan Kao San Road’a geçip yemek yiyebilirsiniz. Burası hem Bangkok'un gece hayatının en önemli noktalarından biri hem de her türlü mağaza ve restoranı bulabileceğiniz renkli tezgahlar ve el arabaları ile dolu işlek bir cadde. Tayland gezimiz boyunca street food (sokak lezzetleri) denediğimiz tek yer Kao San caddesi :) Aman ha tezgahlarda gördüğünüz kızarmış hamamböceği, karınca, çekirge türü böcekleri yemeye kalkmayın fotoğraf çekinmekle yetinin çünkü bunlar sadece turistlerin ilgisini çekmek için yapılmakta ve sanılanın aksine Tayland halkı bunları hiç yemezmiş :) Bu arada, ertesi gün katılacağımız Floating market + Kwai köprüsü + Tiger temple turunu da buradan satın aldık.




Bangkok’un tapınaklarından sonra en dikkat çekici noktaları su kanallarında yüzen pazarlardır. İsminden de anlaşıldığı gibi bu pazarlarda tezgahlar yüzüyor :) Kanalın üzerindeki bu tezgahlar dışında sağ ve solundaki iskelelerde de tezgahlar bulunuyor. Satıcılar geleneksel tekneler ile kanallar boyunca dolaşıp meyve, atıştırmalık, hindistan cevizi suyu ve hediyelik eşya satıyor. Bu teknelere alışveriş yapmaya gelen turistleri gezdiren tekneler de eklenince kanallarda bildiğiniz trafik oluşuyor, tekleneler ara sıra çarpışıyor :) Siz de mutlaka yüzen pazarlarda tekneye binip bu ilginç deneyimi yaşayın. Hem fotoğraflık hem hafızaya kazınmalık anlar yakalayacaksınız. 
Tayland’ın en ünlü yüzen pazarları: en turistik, fotojenik fakat şehre uzak olan Damnoen Saduak, floating market sayılamayacak kadar küçük olan Khlong Lat Mayom ve Bang Nam Phueng, Bangkok’a çok yakın Taling Chan, ve yerel halkın tercih ettiği yeterince büyük fakat şehre uzak olan Amphawa’dır. Biz alışverişten ziyade sadece merakımızı gidermek ve güzel kareler çekmek peşindeydik, bu sebeple Damnoen Saduak pazarını tercih ettik. 







Floating market’ten sonra aldığımız turun ikinci durağı Kanchanaburi şehrindeki Kwai köprüsüydü. Bu köprü ‘The bridge on the river Kwai’ filmi ile ünlenmiş ve 2. Dünya savaşı sırasında binlerce savaş esirinin öldüğü yerdir. Köprünün yapımı sırasında yaşanan dehşet hakkında fikir sahibi olmak için ölen yüz bin civarında asyalı ve 10 bin civarında İngiliz, Hollandalı, Avustralyalı, Yeni Zelandalı vs esir ve askerin yattığı mezarları da ziyaret edebilirsiniz. Bizim tur kapsamında şehir gezisi yoktu sadece köprüyü görüp devam ettik. 

Tayland’a gelip de yapmadan asla dönmeyeceğimiz aktivite kaplanlarla haşır neşir olmaktı. Bunu Phuket, Pattaya gibi şehirlerde de yapabilirsiniz. Biz Bangkok’ta yüzen pazar turunu seçerken Tiger Temple’ı da dahil ettik. Alanda çok sayıda keşiş (monk) dolaştığından buraya da girerken yine tapınakları gezerken yaptığınız gibi kıyafetlerinize dikkat etmeniz gerekir. Bacaklar dizlerin altına kadar örtülü olmalı ve kolsuz üst tercih etmemelisiniz. Ayrıca kaplanlara yem olmak istemiyorsanız kırmızı, sarı, turuncu gibi renklerden kaçınmalısınız :) Aman uğraşamam demeyin sakın, her yönden unutulmaz bir deneyim, biz aşırı keyif almıştık. Hayatımızda kaç kez bir kaplanla aynı karede olma şansını yakalayabiliriz değil mi ama?




Chao Praya nehrinden bu kadar bahsedip de kanal turu yapmamak olmazdı. Son günümüzün sabahında kanal gezisi için Grand Palace yakınlarından bir tekne turuna katıldık. Yan yana dizilmiş eski Thai evleri yol boyunca güzel manzaralar sundular. Tur almak istemezseniz Chao Praya nehrinde ulaşım amacıyla kullanılan vapurlara binebilirsiniz. Herhangi bir iskelede inip diğerinden binebilirsiniz ve bu şekilde şehri detaylıca gezebilirsiniz. 

Son günümüzün büyük kısmını Siam meydanı ve yakınlarındaki park ve alışveriş merkezlerinde geçirmeye karar verdik çünkü artık yorgunluk tavan yapmıştı :) Otelimizden yürüme mesafesinde olan Siam meydanı sıradan bir şehir merkezi diyebiliriz. Meydanda sinema, birçok kafe, restoran ve butik bulabileceğiniz gibi Siam Paragon, Central World, Siam Center, Zen Department store ve MBK gibi alışveriş merkezlerine yürüyebilirsiniz. Buraları gezilmesi gereken noktalardan ziyade dinlenmek, sıcaktan kaçmak ve alışveriş yapmak için işaretleyebilirsiniz. Biz en çok Siam Paragon’u sevdik ve sıkça buraya uğradık. Ferah, çok güzel kafe ve mağazaların olduğu bir AVM. MBK’yı hiç tavsiye etmiyoruz çünkü pazar yeri gibi sıcak ve kalabalıktı. Diğer AVM’ler de birbirinin aynı, büyük, klimalı ve insanı alışverişe teşvik ediyor :)






Siam meydanına yürüme mesafesindeki Lumpini park şehrin kalabalığından kaçmak, biraz yeşil görmek için ideal. Öğlen sıcağında AVM’ye girmek istemezseniz  burası da güzel bir alternatif olabilir. Lumpini park 04:00-20:00 arası açık ve giriş ücretsizdir.



Eğer siz de bizim gibi bir gününüzü Siam meydanı civarında geçirecekseniz yine yürüme mesafesinde olan müze haline getirilmiş Amerikalı mimar Jim Thompson’un evini gezebilirsiniz. Kanal kenarında tik ağacından yapılmış ev, Tayland’ın en güzel eski eser koleksiyonuna sahip (heykel, mücevher, krallara ait eşyalar, vs). 
Kanal tekne gezisi yapmış olsak da, nehir kenarındaki şık otellerden birine uğrayıp güzel bir içki eşliğinde gün batımını seyretmek istedik. Nihayetinde gezip keşfetmenin yanında kendimize keyif alacağımız unutulmaz anlar da yaratmamız gerekir değil mi? :) Tercihimiz Shangri La oteli oldu. Chao Praya nehrinde gün batımı manzarası doğru karar verdiğimizin ıspatıydı :)


Hava kararınca ve hafif serinleyince günümüzü Çin mahallesinde sonlandırmaya karar verdik. Gündüz sıcağında buranın kalabalığı ve yemek kokuları hiç çekilmez çünkü :) Charoen Krung caddesi Çin mahallesinin ana caddesi, bunun dışında Rachawong ve Yaowarat caddelerini de gezebilirsiniz. Oldukça hareketli ve ışıklı bir bölge, aynı zamanda ağzının tadını bilenlerin de uğrak noktası. Yediğimiz yemeklerin hepsi çok lezzetli ve ucuzdu. Hediyelik eşya alışverişi yapacaksanız da yine en uygun tezgahları burada bulabilirsiniz.


Son olarak devasa Chatuchak haftasonu pazarından bahsetmek isteriz. Biz Bangkok’da haftasonu bulunmadığımız için ne yazık ki burayı göremedik :( Gidenlerin yazılarından çok eğlenceli ve renkli olduğunu okumuştuk. Tayland’ın her pazarında olduğu gibi yine sıkı pazarlığın döndüğü, her türlü ilginç eşya ve yemekleri keşfedebileceğiniz fakat Siam meydanında oldukça uzak olan (arabayla yarım saat kadar) bir pazar burası. Fotoğraf bizim değil, fikir vermesi için alıntı yaptık :)

GECE HAYATI

Çoğu Uzak Doğu metropolleri gibi Bangkok da sky bar’ları ile ünlüdür. Bangkok’taki ilk gecemizde biz en popüler mekanlarından birini Lebua State Tower’daki Sky bar’ı tercih ettik. Burası dünyanın en yüksek rooftop barlarından. Dress code var yani şık giyinmek zorundasınız ve içki fiyatları Tayland ortalamasından epey yüksek ama bizce kesinlikle görülmeye değer. Şehri ayaklarınızın altında, sevdiğinizi yanınıza alın ve kokteylinizi yudumlayarak günün yorgunluğunu atın. 



Bangkok’tani diğer ünlü rooftop barlar Vertigo (Banyan Tree), Octave Rooftop bar (Marriott hotel Sukhumvit), Three Sixty (Millennium Hilton Bangkok), Above Eleven (Sukhumvit) ve The rooftop bardır (Baiyoke Sky hotel).
Eğer Sky Bar gibi pahalı bir alternatif istemiyorsanız Patpong, Nana ve Soi Cowboy caddelerini tercih edebilirsiniz. Buralar insana Bangkok’un günahlar şehri olduğunu hatırlatan, daha ucuz, turistlerin akın ettiği, go go barların çoğunlukta olduğu bölgelerdir. Aralarda güzel müzik yapan, kaliteli mekanlar da yok değil. 
Biz Silom bölgesini merak ettiğimiz için Patpong’a gitmiştik. İnanması zor ama Patpong eskiden bir pirinç tarlasıymış, şimdi ise gece hayatının merkezi sayılır. Sokakları iyice dolaştıktan sonra gözümüze güzel bir mekan kestirip müzik dinlemiştik. Yine bu bölgede bulunan Patpong gece pazarına uğrayıp, taklit birçok marka ürünün satıldığı tezgahları karıştırmıştık :) 

Soi Cowboy ise Sukhumvit caddesine yakın, 150 metrelik ve üzerinde yaklaşık 40 go go bar’ın bulunduğu bir sokaktır. Eğer bu bölgeyi tercih edecekseniz caddeden ara sokaklara girip yemek tezgahlarını mutlaka keşfetmelisiniz. Terminal 21 alışveriş merkezi de buradadır, gecelere akmadan önce dinlenmek ve atıştırmak için iyi bir alternatif olabilir. 

Bir sonraki gezi yazımızda buluşmak üzere… 
Diğer seyahat yazılarımıza da göz attığınızdan emin olun :)

0 comments