Dünyayı gezerken bizi takip edin, maceramıza ortak olun !

Miami, ABD

By 3:32:00 AM ,

Aynı Bodrum gibi Miami de bembeyaz bir şehir… Miami aslında kocamandır ama sadece South Beach bölgesi turist çeker. Biz de Cihat’la South Beach’de Palms otelinde kalmıştık. Palms oteli 4 yıldızlı bir otel olmasına rağmen gayet konforlu, şık ve lokasyon açısından uygundu, hatta ne gariptir ki içinde ufak bir wedding chapel bile bulunduruyordu :) Olur ya kalan çiftlerden biri evlenmeye karar verirse diye :P Otelden Ocean Drive’a 15-20 dakikada yürünüyordu.
 
Miami’ye varır varmaz bu şehrin ne kadar kazık olduğunu anlıyorsunuz :) Taksici bizi otelin önüne bırakıp, bavullarımızı bagajdan çıkardı. Sonra avcunu açıp bekledi :) Taksimetrede yazan rakam dışında Miami’deki taksicilere bir de benzin parası (bu da mesafeye bağlı olarak, yaklaşık 3-8$ aralığındadır) ve bolca bahşiş veriliyormuş. Haberiniz olsun :)
İlk günün sabahı otele yerleştikten sonra dışarıya çıkamadık çünkü çok acayip yağmur yağıyordu. Miami ve yağmur mu? Evet hem de sık sık oluyormuş :) Yağmur bitmek bilmeyince artık otelde duramadık, resepsiyona nereye gidebileceğimizi sorduk ve dışarı çıkıp yürümeye başladık. Hava yağmurlu, yürüdüğümüz yolda hiçbir şey yok, filmlerde gördüğümüz güzel insanlar yok, patenci kızlar yok, güzel restoranlar, cafeler yok…Sonunda bir pastane bulup soluklanmak için oturduk ve ben ağlamaya başladım :) Bu muymuş yani Miami? O kadar çalışıp para biriktirip tatil için burayı tercih etmiştik. Ama denize bile giremeyecektik besbelli :( Çok geçmeden yanlış yolda yürüdüğümüzü anladık :) Otele geri döndük.
Saat öğlen 3 civarında otelin penceresinden dışarıya bakıyordum. Yağmur azaldı, azaldı ve bitti… Güneş çıktı ve güneşin çıkmasıyla binlerce mayolu insan sahile doğru akın etmeye başladı. Bütün bunlar camdan baktığım o 15 dakika içerisinde olmuştu :) Yani Miami’ye gelenler bu gibi yağmurlu günlere alışıklarmış, bikinileri her an üzerlerinde denize girmeye hazır bekliyorlarmış :) Ziyaretimizi Kasım ayında gerçekleştirmemize rağmen, insanlar hala denize giriyordu. Bana, çok alışkın olmadığım için olsa gerek, su çok soğuk gelmişti açıkçası :) Bu yüzden de  denize sadece birkaç dakikalığına girmiştim. Neyse ki havuz alternatifi hep vardır :)
Bu insan kalabalığını görünce biz de hemen sahile fırladık. İlk günden havuzu kullanmak yerine önce şehri keşfe çıktık. Otelden South Beach ana caddesine yani Ocean Dr.’ye kadar 15-20 dakikalık yürüme mesafesi vardı. Plajdan bu caddeye kadar yürüdük ve ünlü Mango’s Tropical Cafe’yi aramaya koyulduk. Mango’s Tropical cafe gündüz saatlerinde bile cıvıl cıvıldı. Samba dansçıları, ekzotik içkiler, kapıda karşılayan melez kızlar… İçkileri kadar atıştırmalıkları da çoookkk lezzetliydi :) O gün akşama kadar Mangos’da takıldık, sonrasında da ünlü Ocean Drive caddesini dolaştık.
Akşam 8’de otele dönüp güya üzerimizi değiştirip gece kulübüne gidecektik. Azıcık dinlenelim diye yattık ve gözümüzü açtığımızda saat sabahın 10’nu olmuştu :) Miami’de Cuma akşamını uyuyarak geçirmek mi? Evet biz bunu yaptık :) hem de 14 saat uyuyarak rekor kırdık :) Tabi burda bir parantez açıp Miami’ye San Francisco’dan ulaşmak için 6 saatlik gece yolculuğu yaptığımız söylemek zorundayım :)
Kalan 3 günü, bu 14 saatlik uykunun verdiği enerjiyle dolu dolu geçirdik :) Denize girme girişimleri, havuz keyifleri, sahil boyu yürüyüşler, South Beach gezmeleri, akşamları Ocean Drive eğlenceleri, Lincoln Road maceraları…
Lincoln Road’da içtiğimiz karpuzlu nargile Miami tatilinden hatırda kalan en güzel şeylerdendi. Karpuzun içini oyup nargileyi içine oturtmuşlardı. Karpuz aroması da böylece gerçek karpuz suyundan geliyordu. Sistemi tam olarak anlayamasam da tadi çok güzeldi :) Nikki Beach Ocean Drive’ın öteki ucunda yerleşen, gündüzleri çılgın plaj partileri, geceleri ise beyaz eğlenceleri ile ünlü olan bembeyaz bir mekandır. Biz gittiğimizde pek kalabalık değildi ve sezon bittiği için parti de yoktu, sadece denize giren ve güneşlenen insanlar vardı. Onun için burda çok fazla vakit geçirmedik.
Ocean Drive’daki bir çok restoran ve cafede Miami’nin ünlü kocaman margaritalarını bulabilirsiniz. Bir tanesi 3 kişiye yeter de artar aslında :) ama Miami’de tatildeysen eğer geleneği bozmayıp bu margaritalardan bir adet tüketeceksin :) Fiyatı 35-40$ civarındaydı. Daha önce de bahsettiğim gibi genel olara Miami pahalı bir şehirdir. İki kişilik basit bir akşam yemeği bile 60$ civarındaydı. Biraz lükse kaçayım derseniz bunun iki katını ödemek zorunda kalırsınız. Bahşişler hesaplara hep dahil edilir ve ayrıca eksta bahşiş bırakmanız da beklenir. Otelde havuz başında şezlongumın yönünü değiştiren bir çalışan bile, bu 5 saniyelik işlemden sonra avucunu açıp bahşiş beklemişti :)
Özetle, Miami tatili çok eğlenceli ve dolu dolu geçmişti. Beyaz binaları, lüks otelleri, güzel insanları, eğlenceli caddeleri ile görülmeye değer bir yer olduğunu düşünüyorum… Pişman olduğum tek şey Miami’yi Kasım ayında değil de yaz aylarında ziyaret etmemem. Miami downtown’da da gezilecek görülecek bir çok yer vardır. Biz South Beach bölgesine doyamadık :) Ha bir de North beach bölgesini de görme şansımız oldu (South Beach ile karşılaştırınca görülecek bir şey yokmuş dediğimiz bölge :)). Bütün vaktimizi burada geçirdik. Ama ben Miami’ye gidersem her yerine görmek isterim diyenler için ufak bir araştırma yaptım :)
Miami, Florida eyaletinin ikinci büyük şehridir. Atlas okyanusunun kıyısanda olduğu için de sık sık kasırgalara maruz kalır. Miami 4 bölgeden oluşur: South, North, West ve Downtown. Downtown’da görülecek yerler arasında Virginia Key, Port of Miami, Civic Center ve University of Miami bulunuyor. South bölgesinde ise Coral Way ve Coconut Grove görülmesi gereken yerler arasında. Coral Way yolu Downtown ile Coral Gables bölgesini bağlayan tarihi, bol ağaçlı ve eski evlerin bulunduğu bir bölgedir. Coconut Grove ise Coconut Grove Playhouse, Cocowalk, bohem dükkanları, barları ve restoranları ile ünlüdür. Eğer Downtown bölgesine geçtiyseniz, Coral Gables, Miami Art veya Bass müzelerini ziyaret edebilirsiniz.  Miami’nin North bölgesinde ise Midtown ziyaret edilebilir. Midtown’da Meksikalılara, Hippilere ve sanatçılara raslanabilir.  
Son olarak da Miami’den görüntüler…































0 comments